DOLAR 49,92560,07%
EURO 55,7150-0,26%
ALTIN 6.222,90-3,56
BITCOIN 38933130,75%
İstanbul
19°

HAFİF YAĞMUR

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

X
admin

admin

30 Ekim 2026 Cuma

Volkswagen için Türkiye sayfası yeniden mi açılıyor? KAP açıklaması geldi!

Volkswagen için Türkiye sayfası yeniden mi açılıyor? KAP açıklaması geldi!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Doğuş Otomotiv, Volkswagen binek araçlarının Türkiye’de üretilme seçeneklerinin değerlendirilmesi amacıyla niyet mektubu imzalandığını KAP’a bildirdi. Masadaki metin henüz nihai bir yatırım kararı olmasa da Alman devinin bölgedeki yeni stratejisi açısından kritik bir adım.

Türkiye otomotiv pazarında dengeleri değiştirebilecek hareketlilik, Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yapılan resmi açıklamayla kamuoyuna duyuruldu. Doğuş Otomotiv Servis ve Ticaret A.Ş., Volkswagen Grup şirketleri ile binek otomobil modellerinin Türkiye’de üretilebilirliğine ilişkin fizibilite ve değerlendirme çalışmalarını kapsayan bir Niyet Mektubu (Letter of Intent) imzalandığını açıkladı.

KAP bildiriminde özetle şu ifadelere yer verildi:
“Şirketimiz ile Volkswagen Grup Şirketleri arasında Volkswagen Binek Marka Otomobillerin Türkiye’de üretilebilmesi seçeneklerinin değerlendirilmesine ilişkin Niyet Mektubu imzalanmıştır. Gerçekleştirilecek yeni iş birliğiyle Türkiye pazarında katma değerli ve yeni teknolojilere uygun ürünler sunulması, ülkemiz otomotiv sektörünün gelişimine katkı sağlanması öngörülmektedir.”

Henüz kesinleşmiş bir yatırım kararı değil

KAP açıklamasının hukuki ve finansal niteliği gereği, atılan bu adım doğrudan “Volkswagen fabrika kuruyor” veya “üretim garantilendi” anlamına gelmiyor. Niyet mektubu, tarafların bir üretim projesinin ticari, teknik, mali ve hukuki boyutlarını masaya yatırarak ortak fizibilite yapacağını gösteren bir ön bağlayıcılık protokolü niteliğinde.

Geçmişteki Manisa süreci ve yarım kalan hikaye

Alman üreticinin Türkiye yatırımı gündemi otomotiv dünyası için yabancı bir başlık değil. Bilindiği üzere Volkswagen, Passat ve Skoda Superb üretimi odağıyla Manisa’da büyük bir fabrika yatırımı planlamış, hatta Türkiye’de resmi şirket kuruluşunu gerçekleştirmıştı. Ancak o dönemki jeopolitik gelişmeler ve küresel pazar şartları neticesinde şirket bu kararı askıya aldığını açıklamış ve ardından projeden tamamen çekilmişti. Yıllar sonra gelen bu yeni hamle, Volkswagen’in Türkiye’deki üretim fırsatlarını ve sanayi altyapısını yeniden değerlendirme masasına koyduğunu gösteriyor.

Doğuş Otomotiv’in bölgesel gücü ve “Made in EU” dengeleri

Gelişmeyi sadece Türkiye iç pazarı üzerinden okumak da eksik bir değerlendirme olur. Doğuş Otomotiv, son yıllarda yalnızca Türkiye temsilcisi olmakla kalmayıp Orta Doğu ve Güney Kafkasya pazarlarındaki dağıtım, temsil ve operasyonel bağlantılarını oldukça güçlendirdi. Bu bölgesel ağ, Türkiye’de değerlendirilecek muhtemel bir üretim modelinin ihracat kanallarına hızlı entegrasyonu açısından büyük avantaj taşıyor.

Diğer yandan, Avrupa Birliği’nin menşe kuralları, “Made in EU” standartları ve Türkiye’nin Gümrük Birliği çerçevesindeki tedarik zinciri entegrasyonu dikkate alındığında; Türkiye’nin sunduğu üretim maliyeti avantajı ile yeni nesil teknolojilerin harmanlanması, hem iç pazara hem de çevre coğrafyalara tedarik açısından stratejik bir konum oluşturuyor.

Gözler şimdi önümüzdeki dönemde taraflar arasında yürütülecek teknik değerlendirmelerin sonuçlarına ve fizibilite sürecinin nihai bir anlaşmaya dönüşüp dönüşmeyeceğine çevrilmiş durumda.

Devamını Oku

Türkiye’nin yüksek hızlı şarj istasyonu açıldı

Türkiye’nin yüksek hızlı şarj istasyonu açıldı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye’de elektrikli mobilite dönüşümünü şarj altyapısı yatırımlarıyla destekleyen Mercedes-Benz Otomotiv, En Yakıt ile gerçekleştirdiği iş birliği kapsamındaki ağını yeni lokasyonlarla genişletiyor. Mercedes-Benz’in marka deneyimini En Yakıt’ın yaygın şarj ağıyla bir araya getiren iş birliği, Türkiye’de elektrikli araçların benimsenmesinin önündeki başlıca engellerden biri olan şarj altyapısına erişim ihtiyacına yanıt vererek tamamen elektrikli araçlara geçişi destekliyor.

Türkiye’nin ilk Flagship konseptli istasyonu olarak Adana’da faaliyete geçen Adana Charging Hub, markaya özel deneyim yaklaşımını şehir içindeki stratejik bir noktaya taşırken; aynı hafta hizmete giren Mavişehir lokasyonu İzmir’de günlük kullanıma yönelik şarj erişimini güçlendiriyor.

ADANA CHARGING HUB’DA TÜRKİYE’NİN İLK FLAGSHIP KONSEPTİ

3.000 metrekarelik bir alan üzerinde konumlanan Adana’daki şehir içi lokasyon, toplam 2.000 kW kurulu güce sahip. İstasyon ilk etapta 8 soketle hizmete açılırken, ilerleyen süreçte soket sayısı 18’e çıkarılacak. Türkiye’de ilk kez hayata geçirilen Flagship konsepti; kanopi, lounge ve bekleme alanı gibi istasyon konseptine göre şekillenen çözümlerle yüksek hızlı şarjı, konforlu bir müşteri deneyimiyle bir araya getiriyor.

Elektrikli mobiliteye geçişte güçlü ve erişilebilir şarj altyapısının araç teknolojileri kadar belirleyici olduğunu vurgulayan Mercedes-Benz Otomotiv İcra Kurulu ve Otomobil Grubu Başkanı Şenol Bayrak, En Yakıt ile başlatılan iş birliğinin Karbey’in ardından Urla, Selçuk, Adana ve Mavişehire taşınarak 5 lokasyonda 56 sokete ulaştığını belirtti.

Bayrak, Türkiye’nin ilk Flagship konseptli istasyonu Adana Charging Hub’ın yüksek şarj kapasitesini Mercedes-Benz’in kalite, tasarım ve müşteri deneyimi yaklaşımıyla buluşturduğunu; otoyol, AVM ve şehir içi gibi farklı kullanım senaryolarına uygun lokasyonlarla müşterilerin hem uzun yolculuklarında hem de günlük yaşamlarında yanında olmayı sürdüreceklerini ifade etti.

STRATEJİK NOKTALARDA HIZLI VE KESİNTİSİZ ŞARJ DESTEĞİ

Ağdaki istasyonlar yoğun kullanılan otoyol güzergâhları, alışveriş merkezleri ve şehir içi noktalarda konumlanıyor. Karbey ve Urla lokasyonlarına otoyolun iki yönünden erişilebilmesi uzun yolculukları desteklerken, Selçuk Outlet Park, Mavişehir ve Adana Charging Hub lokasyonları farklı seyahat ve günlük kullanım ihtiyaçlarına cevap veriyor.

İş birlikleri ve yenilikçi çözümlerle elektrikli mobilite sektöründe öncü bir rol üstlendiklerini belirten En Yakıt İcra Kurulu Başkanı Özcan Akcan, elektrikli mobiliteyi yalnızca şarj altyapısını büyütmek değil, kullanıcı deneyimini dönüştürmek olarak gördüklerini vurguladı.

Akcan, Mercedes-Benz ile birlikte Flagship istasyon konseptiyle hayata geçirdikleri bu yenilikçi yaklaşıma En Yakıt olarak güçlü saha ve operasyon kabiliyetleriyle katkı sağladıklarını ifade ederek, önceliklerinin teknolojik yetkinliklerini güçlü iş birlikleriyle birleştirerek sektörde ilklere imza atmayı sürdürmek ve elektrikli mobilitenin yaygınlaşmasını destekleyen, kullanıcı odaklı bir şarj deneyimi sunmak olduğunu sözlerine ekledi.

MERCEDES-BENZ ELEKTRİKLİ ARAÇ MÜŞTERİLERİNE ÖZEL AVANTAJLAR

Aylık olarak güncellenen kampanyalar kapsamında, belirli Mercedes-Benz elektrikli otomobil modellerinin sıfır araç alımlarında müşterilere 30.000 TL şarj kredisi sunuluyor. Mercedes-Benz elektrikli araç müşterileri ayrıca 2026 yılı sonuna kadar Mercedes-Benz markalı istasyonlar dahil, En Yakıt’ın tüm şarj istasyonlarında yüzde 14 indirim avantajından yararlanabiliyor.

ŞARJ AĞI YENİ LOKASYONLARLA GENİŞLEMEYE DEVAM EDECEK

Mercedes-Benz yüksek hızlı şarj ağının iş birliğimi kapsamında, Türkiye genelinde 2 yıl içerisinde 40 stratejik lokasyona kadar genişletilmesi ve 140’tan fazla aktif sarj soketinden oluşan bir ağın hayata geçirilmesi doğrultusunda çalışmalar devam ediyor, sene sonuna kadar yeni istasyon açılışları devam edecek.

AKTİF LOKASYONLAR

Devamını Oku

Alman devi Türkiye’de üretimi değerlendirecek

Alman devi Türkiye’de üretimi değerlendirecek
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Doğuş Otomotiv, Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda (KAP) yaptığı açıklamada, Volkswagen Binek Marka otomobillerinin Türkiye’de üretilebilmesi seçeneklerinin değerlendirilmesine ilişkin Volkswagen Grup şirketleriyle niyet mektubu imzalandığını bildirdi.

Açıklamada, iki taraf arasında gerçekleştirilecek yeni iş birliğiyle Türkiye pazarına katma değerli ve yeni teknolojilere uygun ürünler sunulmasının, Türkiye otomotiv sektörünün gelişimine katkı sağlanmasının öngörüldüğü belirtildi.

KAP açıklamasında, olası üretimin ne zaman başlayacağına veya üretim planının kapsamına ilişkin bir bilgiye yer verilmedi.

DÜNYANIN EN BÜYÜK İKİNCİ ÜRETİCİSİ

Volkswagen Grubu, 2025 yılında dünya genelinde yaklaşık 8,9 milyon araç üreterek üretim hacmi bakımından dünyanın en büyük ikinci otomotiv grubu oldu. Japon Toyota Grubu ise aynı dönemde yaklaşık 11,3 milyon araçla ilk sırada yer aldı.

Volkswagen Binek Otomobiller markası, 2025 yılında dünya genelinde yaklaşık 4,7 milyon araç teslim etti. Marka, 12 ülkede 28 üretim tesisinde faaliyet gösteriyor. Volkswagen Grubu ise Volkswagen’in yanı sıra Audi, Porsche, Škoda, SEAT ve Lamborghini gibi markaları bünyesinde barındırıyor. Grup, Avrupa’nın yanı sıra Amerika, Asya ve Afrika’da da üretim faaliyetlerini sürdürüyor.

2019’DAKİ PLAN HAYATA GEÇMEMİŞTİ

Volkswagen, daha önce de Türkiye’de üretim tesisi kurmak için yatırım planlamış ancak proje hayata geçirilememişti. Alman otomotiv devi, 2019 yılında Manisa’da yaklaşık 1,3 milyar Euro yatırımla fabrika kurmayı planlamıştı. Yıllık 300 bin araç üretim kapasitesine sahip olması ve yaklaşık 4 bin kişiye istihdam sağlaması öngörülen tesiste Volkswagen Passat ve Skoda Superb modellerinin üretilmesi hedefleniyordu. Ancak şirket, Temmuz 2020’de küresel ölçekte koronavirüs salgınının neden olduğu talep düşüşü ve yatırım planlarının yeniden değerlendirilmesi kapsamında Türkiye’deki fabrika projesinden vazgeçtiğini açıklamıştı.

Devamını Oku

Volkswagen’den 2.7 milyar Euro zarar

Volkswagen’den 2.7 milyar Euro zarar
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Audi, Bugatti, Seat, Skoda ve Porsche markalarını bünyesinde bulunduran Volkswagen Grubu, yılın temmuz-eylül (üçüncü çeyrek) dönemi ile ocak-eylül dönemine ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı.

Dünyanın en büyük ikinci otomobil üreticisi, temmuz-eylül döneminde 5,9 milyar Euro faaliyet zararı bildirdi. Analistler, geçen yılın aynı döneminde kaydedilen 1,3 milyar Euroluk zararın ardından bu çeyrekte 2,6 milyar Euro zarar öngörüyordu.

Şirketin bu çeyrekte vergi sonrası net zararı 2,7 milyar Euro olurken, geçen yılın aynı döneminde 3,4 milyar Euro net kar elde edilmişti. Grubun üçüncü çeyrekteki satış gelirleri ise yüzde 6,3 azalarak 75,28 milyar Euroya geriledi.

Aynı dönemde grubun küresel araç teslimatları yüzde 14,3 azalışla 1,885 milyon adede düşerken, Çin’deki teslimatları genel pazardaki daralmanın etkisiyle yüzde 38,5 kayıpla 406 bin adede indi.

BİLANÇODA 7,8 MİLYAR EURO’LUK TEK SEFERLİK DARBE

Mali tablolardaki sert düşüşün ana nedenlerinden biri, spor otomobil iştiraki Porsche’deki değer düşüşü oldu. Şirket, geleceğe yönelik beklentilerin zayıflaması nedeniyle Porsche’nin marka değerinde nakit çıkışı gerektirmeyen ancak faaliyet karını doğrudan etkileyen 6,4 milyar Euroluk bir değer düşüşü kaydetti.

Çin’deki pazar kaybı nedeniyle uygulanan yaklaşık 1 milyar Euroluk ek aktif silme işlemi ve diğer kalemlerle birlikte toplam tek seferlik olumsuz etkiler 7,8 milyar Euroyu buldu.

OCAK-EYLÜL DÖNEMİNDE NET ZARAR 2,72 MİLYAR EURO OLDU

Volkswagen Grubu, 2026 yılının ocak-eylül döneminde Çin pazarındaki sert talep daralması ve tek seferlik harcamalar nedeniyle 2,72 milyar Euro net zarar açıkladı. Geçen yılın aynı döneminde şirket 3,4 milyar Euro net kar elde etmişti.

Grubun ocak-eylül dönemindeki toplam satış gelirleri (ciro), geçen yılın aynı dönemindeki 238,67 milyar Euroya kıyasla yüzde 2,2 azalarak 233 milyar 378 milyon Euro seviyesinde gerçekleşti. Söz konusu dönemdeki toplam araç teslimatları ise küresel ölçekte yüzde 9 gerileyerek 6,01 milyon adet oldu.

Volkswagen, Çin’de faaliyet göstermeye başlamasından bu yana ilk kez bu pazarda dönem zararı açıkladı. Geçen yılın ocak-eylül döneminde Çin operasyonlarından 744 milyon Euro kar elde eden şirket, bu yıl aynı dönemde 113 milyon Euro operasyonel açık verdi.

YÖNETİMDEN KEMER SIKMA VE İSTİHDAM KESİNTİSİ MESAJI

Finansal sonuçları değerlendiren Volkswagen Grubu Mali İşler Müdürü (CFO) Arno Antlitz, “9 aylık sonuçlar tek bir şeyi netleştiriyor, kaybedecek tek bir dakikamız bile yok. Hızlı ve kararlı bir şekilde hareket etmeliyiz.” ifadesini kullandı.

Ortaya çıkan tablonun, Volkswagen Üst Yöneticisi (CEO) Oliver Blume liderliğindeki yönetim kurulunun sendikalarla yapacağı maliyet azaltma müzakerelerinde elini güçlendireceği değerlendirildi.

Volkswagen’in yeniden yapılanma planı kapsamında küresel ölçekte 100 bin çalışanın işten çıkarılması, Almanya‘da Hannover, Emden ve Zwickau’daki 3 Volkswagen fabrikası ile Neckarsulm’daki Audi fabrikası dahil bazı tesislerin kapatılması riski bulunuyor.

Eylül ayı ortasında kar tahminlerini aşağı yönlü revize eden Volkswagen yönetimi, 2026 yılı sonunda toplam gelirlerin 315 milyar Euro civarında gerçekleşmesini bekliyor.

Şirket, bu yıl elde edilecek gelirlerin en fazla yüzde 1’i oranında faaliyet karı elde edileceğini öngörüyor. Volkswagen, daha önce bu oranı yüzde 4 ile yüzde 5,5 arasında hedeflemişti.

Devamını Oku

Türkiye’nin otomotivde bir asırlık serüveni

Türkiye’nin otomotivde bir asırlık serüveni
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Cumhuriyetimizin 103’üncü yılını kutladığımız bugün, Türkiye’nin bir asrı aşan sanayileşme yolculuğunda otomotiv sektörünün katettiği mesafe de ayrı bir gurur kaynağı olarak öne çıkıyor.

29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’in ilanıyla başlayan kalkınma hamlesi, yıllar içinde Türkiye’yi otomobil montajının yapıldığı küçük tesislerden, dünyanın önde gelen markaları için üretim gerçekleştiren büyük fabrikalara taşıdı.

Devrim otomobiliyle kendi mühendislik gücünü ortaya koyan, Anadol ile yerli markasını yollara çıkaran, Tofaş ve Oyak Renault yatırımlarıyla üretim kapasitesini büyüten Türkiye, bugün Togg ve elektrikli otomobil projeleriyle yeni bir döneme giriyor.

Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında ise Türk otomotiv sanayisinin önünde yalnızca daha fazla araç üretmek değil, küresel rekabette ve yeni teknolojilerde daha güçlü bir konuma ulaşmak gibi önemli hedefler bulunuyor.

İLK FABRİKA 1929’DA KURULDU

Türkiye’de otomobil üretiminin geçmişi, Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar uzanıyor.

1929 yılında Ford Motor Company ile dönemin hükümeti arasında yapılan anlaşma kapsamında İstanbul Tophane’de bir otomobil fabrikası kuruldu. Yaklaşık 450 kişinin çalıştığı tesiste günlük 50 araca yaklaşan üretim gerçekleştiriliyordu.

Ancak aynı yıl başlayan Büyük Buhran, dünya ekonomisiyle birlikte otomotiv sektörünü de etkiledi. İstanbul’daki Ford fabrikasında üretim 1934 yılında sona erdi.

Türkiye’nin otomotiv sanayisindeki bir sonraki önemli adımı ise 1955 yılında atıldı. Tuzla Çayırova’daki Türk Willys Overland tesisinde Jeep araçlarının montajına başlandı. Daha sonraki yıllarda aynı fabrikada kamyon montajı da gerçekleştirildi.

1960 yılına gelindiğinde Ford, bu kez Koç Grubu ile kurduğu ortaklık üzerinden Türkiye’deki üretim faaliyetlerine yeniden başladı.

Otosan fabrikasında Ford Consul otomobillerinin ve Thames kamyonlarının montajı yapılıyordu.

DEVRİM 135 GÜNDE ÜRETİLDİ

Türkiye otomotiv tarihinin en dikkat çekici projelerinden biri 1961 yılında hayata geçirildi.

Dönemin Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’in talimatıyla Eskişehir Devlet Demiryolları Fabrikası’nda yerli otomobil geliştirmek üzere çalışmalar başlatıldı.

Türk mühendisler, motoru dahil olmak üzere Türkiye’de tasarlanan Devrim otomobilini yalnızca 135 günde tamamladı. Araç, 29 Ekim 1961 Cumhuriyet Bayramı törenlerine yetiştirildi.

Ancak Devrim’in Ankara’daki tanıtımı sırasında yaşanan yakıt sorunu, projenin önüne geçti. Cumhurbaşkanı Gürsel’i taşıyan otomobilin yakıtının bitmesi nedeniyle durması, uzun yıllar projenin en fazla hatırlanan ayrıntısı oldu.

Devrim seri üretime geçemedi. Buna rağmen Türkiye’nin kendi mühendislik imkanlarıyla otomobil geliştirebileceğini göstermesi açısından otomotiv tarihindeki yerini korudu.

ANADOL İLE YENİ BİR SAYFA AÇILDI

Devrim’in ardından Türkiye’de otomobil üretiminde bir başka önemli gelişme 1966 yılında yaşandı.

Otosan tarafından geliştirilen Anadol, Türkiye’nin seri üretilen ilk yerli marka otomobillerinden biri olarak yollara çıktı.

İngiliz Reliant firmasının prototip çalışmalarından ve Ford’un mekanik parçalarından yararlanılarak geliştirilen model, fiberglas gövdesiyle döneminin farklı otomobilleri arasında yer aldı.

1984 yılına kadar üretimi devam eden Anadol, 93 bin adedin üzerinde üretim adedine ulaştı.

Aynı dönemde Türkiye’de ticari araç üretimi de gelişmeye başladı. Mercedes-Benz ortaklığıyla kurulan Otomarsan’da otobüs, MAN’ın Türkiye’deki tesislerinde ise kamyon üretimi gerçekleştirildi.

Böylece otomotiv sanayisi yalnızca binek otomobillerden oluşan bir sektör olmaktan çıkarak ticari araç üretimini de kapsayan daha geniş bir yapıya kavuştu.

BURSA OTOMOTİV SANAYİSİNİN MERKEZİ OLDU

1960’lı yılların sonunda atılan iki önemli adım, Türkiye’nin otomotiv üretim haritasını değiştirdi.

1968 yılında Koç Grubu ile Fiat ortaklığında Tofaş kuruldu. Bir yıl sonra ise Oyak-Renault’nun temelleri atıldı. Her iki üretici de 1971 yılında Bursa’daki fabrikalarında seri üretime başladı.

Tofaş’ın bantlarından Murat 124 inerken, Oyak-Renault Renault 12 üretimine başladı.

Bu yatırımlar, Bursa’nın Türkiye otomotiv sanayisinin en önemli merkezlerinden biri haline gelmesini sağladı.

İlerleyen yıllarda Tofaş, Murat 131, Doğan, Şahin, Kartal, Tempra, Palio, Albea, Fiorino, Doblò, Linea ve Egea gibi modellerle üretim faaliyetlerini genişletti.

Oyak Renault ise farklı nesillerde Renault modellerini Türkiye’de üreterek hem iç pazara hem de ihracata yönelik önemli bir üretim merkezi haline geldi.

1990’LARDA JAPON VE KORELİ ÜRETİCİLER GELDİ

Türkiye’nin otomotiv sanayisinde uluslararası yatırımların hız kazandığı dönemlerden biri de 1990’lı yıllar oldu.

Japon üretici Toyota, Sakarya’daki fabrikasında Corolla üretimine başladı.

1997 yılında Honda, Gebze’deki fabrikasında Civic modelinin üretimine geçerken, aynı yıl Hyundai de Assan ortaklığıyla İzmit’teki tesisinde Accent ve H100 modellerini üretmeye başladı.

Bu yatırımlar, Türkiye’nin yalnızca iç pazar için otomobil üreten bir ülke olmaktan çıkıp uluslararası üreticilerin küresel tedarik ve ihracat ağlarına dahil olmasını hızlandırdı.

Sonraki yıllarda Türkiye’deki otomotiv fabrikaları, farklı pazarlara yönelik modellerin üretiminde daha fazla sorumluluk üstlendi.

Üretim faaliyetlerine Ar-Ge, mühendislik ve ürün geliştirme çalışmaları da eklendi.

TOGG İLE YERLİ OTOMOBİLDE YENİ DÖNEM

Türkiye’nin yerli otomobil geliştirme hedefinde yeni bir dönem, 2018 yılında Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu’nun (Togg) kurulmasıyla başladı.

2019 yılında ilk prototipleri tanıtılan Togg, bundan tam 4 yıl önce, 29 Ekim 2022’de Gemlik’teki tesisinde seri üretim aşamasına geçti.

İlk model T10X, 2023 yılında kullanıcılarla buluştu. Marka daha sonra T10F modeliyle ürün gamını genişletti. T10F modelinin tanıtılması ile birlikte markanın ihracatına da start verildi.

Almanya’da satışları başlayan Togg, ilerleyen dönemde Avrupa’da farklı pazarlara da girmeyi hedefliyor.

2027’de ise Togg’un üçüncü modeli T6X’in yollara çıkması bekleniyor.

Togg’un ortaya çıkışı, Türkiye’nin elektrikli otomobil geliştirme ve üretme hedefi açısından önemli bir adım oldu.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında başlayan otomotiv üretim yolculuğu, böylece yeni nesil teknolojilerle devam etti.

ELEKTRİKLİ OTOMOBİL ÜRETİMİ YAYGINLAŞIYOR

Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında Türkiye otomotiv sanayisinin gündeminde elektrikli araç yatırımları bulunuyor.

Bu alandaki son gelişmelerden biri Hyundai’nin İzmit fabrikasında yaşandı.

Güney Koreli üretici, 2026 yılının üçüncü çeyreğinde Ioniq 3 modelinin seri üretimine başlayarak Türkiye’de elektrikli otomobil üreten ikinci marka oldu.

250 milyon Euro’luk yatırımla hayata geçirilen projede ilk aşamada yılda 30 bin elektrikli otomobil üretilmesi hedefleniyor.

Hyundai’nin İzmit fabrikasında gerçekleştirilen dönüşüm, Türkiye’nin küresel otomotiv üreticilerinin elektrikli araç stratejilerindeki rolünün de genişlediğini gösteriyor.

Elektrikli otomobil üretimiyle birlikte batarya, yazılım, elektronik sistemler ve yeni nesil mühendislik alanları da sektörün geleceğinde daha fazla önem kazanıyor.

DOBLO BURSA’YA GERİ DÖNDÜ

Türk otomotiv sanayisinin 2026 yılındaki önemli gelişmelerinden biri de Tofaş’ın Bursa fabrikasında gerçekleşti.

Koç Holding ve Stellantis ortaklığında 300 milyon dolarlık yatırımla hayata geçirilen K9 projesinin seri üretimi başladı.

2000-2023 yılları arasında Bursa’da üretilen Fiat Doblò, üç yıllık aranın ardından yeniden Tofaş’ın üretim bandına döndü.

K9 projesi kapsamında Fiat Doblò’nun yanı sıra Citroën Berlingo, Opel Combo, Peugeot Rifter ve Peugeot Partner modelleri de Bursa’da üretilecek.

Yıllık 100 bin araçlık kapasiteye sahip projede yaklaşık bin kişilik istihdam ve yüzde 50 yerlilik oranı hedefleniyor.

Tofaş, 2034 yılının son çeyreğine kadar K9 kapsamında yaklaşık 660 bin araç üretmeyi planlıyor.

Bu yatırım, Türkiye’nin özellikle hafif ticari araç üretiminde Avrupa’nın önemli merkezlerinden biri olma konumunu sürdürmesi açısından dikkat çekiyor.

OTOMOTİV İHRACATI 41.5 MİLYAR DOLARA ULAŞTI

Cumhuriyet’in ilk yıllarında sınırlı sayıda araç üreten Türkiye, bugün otomotiv sanayisini ihracatının en önemli sektörlerinden biri haline getirmiş durumda.

Otomotiv Sanayii Derneği’nin (OSD) verilerine göre, Türkiye’de 2025 yılında toplam 1 milyon 419 bin 464 araç üretildi.

Aynı dönemde otomobil üretimi 872 bin 538 adet olarak gerçekleşirken, toplam otomotiv ihracatı 1 milyon 57 bin 920 araca ulaştı.

Otomotiv sektörünün 2025 yılı ihracat geliri ise 41.5 milyar dolar olarak kaydedildi. Böylece sektör, ihracatta yeni bir rekor kırdı.

Türkiye’de otomotiv üretiminin yaklaşık dörtte üçünün ihracata yönelik olması, sektörün küresel üretim ve tedarik zincirleriyle kurduğu ilişkinin boyutunu ortaya koyuyor.

Bugün Türk otomotiv sanayisinin geldiği noktada yalnızca araç üretim adetleri değil, mühendislik, Ar-Ge, tedarik sanayisi ve yeni model geliştirme kabiliyetleri de belirleyici rol oynuyor.

İKİNCİ YÜZYILIN SINAVI AVRUPA

Türkiye otomotiv sanayisi, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında önemli bir dönüşümden geçiyor.

Elektrikli otomobiller, batarya teknolojileri ve yeni nesil üretim yatırımları sektörün geleceğini şekillendirirken, Avrupa Birliği’nin yeni üretim politikaları da Türkiye açısından kritik bir gündem oluşturuyor.

Özellikle Avrupa’da tartışılan ‘Made in EU’ düzenlemesi, Türkiye’nin küresel otomotiv sanayisindeki konumunu doğrudan etkileyebilecek gelişmeler arasında yer alıyor.

Almanya ve Fransa’nın Avrupa üretimine öncelik verilmesi konusunda uzlaşmasının ardından, Türkiye’nin yeni düzenlemede kapsam dışında kalma ihtimali gündeme geldi.

Avrupa Birliği ile yaklaşık 30 yıllık Gümrük Birliği ilişkisine sahip Türkiye, otomotiv üretiminde Avrupa’nın en önemli tedarik merkezlerinden biri olmasına rağmen henüz önerilen kapsamda yer bulabilmiş değil.

Bu gelişmenin ardından hem kamu hem de özel sektörde, Türkiye’nin yeni üretim kurallarının dışında bırakılmaması için girişimler hızlandırıldı.

Henüz kesinleşmeyen ‘Made in EU’ düzenlemesinin nasıl şekilleneceği, Türkiye’deki otomotiv fabrikalarının gelecekteki yeni model ve yatırım kararları açısından önem taşıyor.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında sınırlı imkanlarla başlayan otomotiv üretim serüveninde Türkiye bugün dünyanın önde gelen üreticilerinin yatırım yaptığı, yaklaşık 2 milyon araçlık üretim kapasitesine sahip bir sanayi merkezi konumuna ulaştı.

Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında ise Türk otomotiv sanayisinin önündeki en büyük hedef, yalnızca mevcut üretim gücünü korumak değil, yeni teknolojilerde ve küresel rekabette daha fazla söz sahibi olmak.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.