Otomotiv endüstrisinde Avrupa’nın ‘sıfır emisyon’ hedeflerini esnetmesinin yankıları sürüyor.
Hatırlanacak olursa, 2025’in son günlerinde yeni bir yol haritası açıklayan Avrupa Komisyonu, ‘eski kıtanın’ otomotiv sanayisini temiz ve rekabetçi bir yapıya dönüştürmeyi amaçlayan bir dizi önlem paketi duyurmuştu.
İşte ‘Otomotiv Paketi’ olarak anılan bu yeni stratejide, ‘Made in EU’ yani ‘AB’de üretilmiştir’ vurgusunun yapılması ise Türk otomotiv sanayisinde alarm zillerinin çalmasına yol açmıştı.
Geçtiğimiz günlerde otomotiv basını ile bir araya gelen Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Eroldu, bu konuda net mesajlar verdi.
Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki otomotiv sanayi ilişkilerinin son 30 yılda birbirini tamamlayıcı bir yapı üzerine inşa edildiğini vurgulayan Eroldu, “Bugün Türkiye’nin toplam otomotiv ihracatının yüzde 70’i Avrupa Birliği’ne yapılıyor. Avrupa Birliği’nin de toplam otomotiv ihracatının da yüzde 8’i Türkiye’ye yapılıyor. AB’nin dördüncü en büyük otomotiv pazarı da Türkiye. Karşılıklı, dengeli bir ticaret var. Bir dış ticaret açığı veya fazlası da yok, rakamlara baktığımız zaman bizim AB ile olan toplam otomotiv ihracatımız ile ithalatımız birbirine çok yakın değerler. İhracat anlamında, AB Türkiye’nin en büyük ve en öngörülebilir pazarı” dedi.
Türkiye’nin Avrupalı üreticiler için tamamlayıcı bir üretim merkezi olduğunu kaydeden Eroldu, “İşte gördük, hafif ticari araçlarda şu anda belki ikinci durumdayız ama Tofaş’ın K9 yatırımını tamamlamasıyla beraber tekrar birincilik pozisyonuna geçebiliriz. Avrupa’nın en önemli hafif ticari araç merkezi, en önemli otobüs üretim merkezi Türkiye. Biz de Avrupa için rekabetçi, esnek, öngörülebilir ve güvenilebilir bir ticari partneriz, iş ortağıyız. Bu açıdan ‘Made in EU’ konusunun Türkiye’yi olumsuz etkilemesini beklemiyoruz ama bu bir risktir ve o açıdan da 28 Ocak’ta nasıl bir taslak çıkacağını takip edeceğiz. Türkiye’siz bir Avrupa otomotiv sanayi biraz zor ayakta kalabilir” ifadelerini kullandı.
Otomotiv Sanayii Derneği Başkanı Eroldu, sanayide 2025’te elde edilen sonuçlar ile ilgili de değerlendirmelerde bulundu.
2025 kaydedilen 41.5 milyar dolarlık ihracat rakamının tarihi bir rekor olduğunu belirten Eroldu, “Bu önemli bir başarı, özellikle Türkiye’nin cari açık yaşadığı bir dönemde Türkiye’ye büyük bir katkı sağlayan sektör pozisyonundayız. Hafif ticari araç ihracatı da, 435 bin adetle bugüne kadarki en yüksek rakamına ulaşmış oldu. Türkiye, Avrupa ve diğer dış pazarlar için otobüs ve minibüs üretiminde önemli bir merkez olma özelliğini sürdürmektedir. 2025 yılında gerçekleştirilen 12 bin 655 adetlik üretim ile bu alanda da bugüne kadar ulaşılan en yüksek ihracat rakamı elde edilmiştir. Bu üç temel gösterge, 2025 yılının otomotiv sanayi açısından son derece önemli bir kilometre taşı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır” bilgilerini paylaştı.
Otomotiv sanayisindeki en önemli sorunlardan biri olarak ithal-yerli araç arasındaki dengeyi gösteren Eroldu, “Türkiye, hala otomobil ihracatından daha fazla ithalat yapan bir konumdadır. Bu durum, otomotiv sanayinin doğrudan sorumluluk alması gereken alanlardan biridir. Türkiye’de otomotiv yatırımlarının artırılması, iç pazara daha fazla Türkiye’de üretilmiş otomobilin sunulması büyük önem taşımaktadır. Bu konu, önümüzde çalışılması gereken bir başlık olarak durmaktadır. 7.7 milyar dolarlık açık Türkiye ekonomisi açısından son derece önemlidir” dedi.
2025 yılında pazardaki yerli araçların payının yüzde 29’a gerilediğini de kaydeden Eroldu, “Bu, bu güne kadarki en düşük rakam, geçen sene yüzde 31’di bu sene yüzde 29’a geriledi. Burada da Türkiye’deki otomotiv arzını artırmamız gerektiği ve yine otomobil yatırımlarının Türkiye’ye çekilmesi gerektiği ortaya çıkıyor” dedi.
OSD Başkanı Cengiz Eroldu, 2026 yılı beklentileri ile ilgili olarak da, yeni yılın hem üretim hem de ihracat açısından 2025 yılına paralel bir seyir izleyebileceğini belirtti.
Eroldu, “Burada iki temel faktör öne çıkıyor; Birincisi, Avrupa Birliği pazarında, özellikle hafif ticari araç segmentinde gözlemlediğimiz daralma sinyalleri. Bu eğilimi net biçimde görüyoruz. İkincisi ise bunu absorbe edecek yeni yatırımlarımız, yeni markalarımız ve ürünlerimiz devreye girecek. Bu çerçevede, söz konusu riskleri 2026 yılında bertaraf edebileceğimizi ve en azından 2025 yılında elde ettiğimiz başarılı sonuçları 2026 yılında da tekrarlayabileceğimizi öngörüyoruz” tahminini paylaştı.
GÜNDEM
19 Ocak 2026GÜNDEM
19 Ocak 2026GÜNDEM
19 Ocak 2026GÜNDEM
19 Ocak 2026GÜNDEM
19 Ocak 2026GÜNDEM
19 Ocak 2026GÜNDEM
19 Ocak 2026GENEL
19 Ocak 2026
1
Trump’tan seçim sonrası ilk mülakat
7821 kez okundu
2
Avusturya başbakanı Sebastian Kurz ile ilgili bilinmeyenler
4754 kez okundu
3
Joe Biden 6 aylık hedeflerini açıkladı. Senato buz gibi…
3927 kez okundu
4
Putin’den Ermenistan’ı yıkan açıklama: Karabağ Azerbaycan’ın ayrılmaz bir parçasıdır!
2158 kez okundu
5
Kıvanç Tatlıtuğ’dan evliliğine dair çok çarpıcı röportaj.
2044 kez okundu