DOLAR 44,8797 0.04%
EURO 52,8918 0.12%
ALTIN 6.949,19-0,23
BITCOIN 3392795-0,25%
İstanbul
13°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

X
18 okunma

Tedarikçilerin gözü Avrupa’da

ABONE OL
20 Nisan 2026 11:58
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Son dönemde Avrupa Birliği’nin (AB) hız verdiği tedarik zinciri çeşitlendirme politikaları, küresel otomotiv ekosisteminde dengeleri yeniden kuruyor.

Çin’e olan bağımlılığı azaltmayı hedefleyen bu yeni yaklaşım, Hindistan, Fas, Tunus ve Mısır gibi alternatif üretim merkezlerini daha görünür hale getirirken, Türkiye açısından da stratejik bir eşik oluşturuyor.

Diğer yandan Türkiye’nin ihracatının yaklaşık yüzde 41’inin Avrupa Birliği ülkelerine gerçekleşmesi ve AB’nin Türkiye’nin en büyük ticaret partnerlerinden biri olması, bu dönüşümün Türk otomotiv sektörü açısından önemini daha da artırdı.

Yeni dönemde Avrupa’nın önceliği yalnızca düşük maliyetli üretim değil. Tedarik güvenliği, sürdürülebilirlik, hızlı teslimat, karbon yönetimi ve mevzuata uyum, üretim tercihlerini belirleyen ana unsurlar haline geliyor.

“STRATEJİK BİR KIRILMA NOKTASI”

Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan İTO 52. Komite Başkanı ve Motor Aşin CEO’su Saim Aşçı, Avrupa’daki yeni yapılanmanın Türkiye için otomatik bir avantaj oluşturmayacağını, ancak doğru stratejilerle önemli bir sıçrama fırsatı sunabileceğini belirtti.

Aşçı, “Avrupa’nın tedarik zincirinde yaşanan yeniden yapılanma, Türkiye için sıradan bir dış ticaret gelişmesi değil; sanayimizin konumunu yeniden tanımlayabileceği stratejik bir kırılma noktasıdır. Bugün Avrupa artık sadece en ucuz üreticiyi aramıyor. Güvenilir, hızlı, sürdürülebilir ve teknik yeterliliği yüksek çözüm ortaklarıyla çalışmak istiyor. Türkiye, sahip olduğu üretim disiplini, mühendislik altyapısı ve Avrupa ile kurduğu güçlü ticari bağ sayesinde bu denklemde çok önemli bir yerde duruyor” değerlendirmesinde bulundu.

“MESELE AVRUPA’NIN AYRILMAZ BİR PARÇASI OLABİLMEK”

Türkiye otomotiv yedek parça ve satış sonrası ekosistemi, özellikle hızlı teslimat gerektiren, teknik doğruluğun kritik olduğu ve sürdürülebilir hizmet beklentisinin öne çıktığı alanlarda ciddi bir rekabet avantajına sahip bulunuyor.

Sektör temsilcilerine göre Türkiye’nin asıl gücü, yalnızca üretim kapasitesi değil, aynı zamanda Avrupa pazarının ihtiyaçlarına kısa sürede cevap verebilme esnekliği.

Bu tablo, Türk şirketlerine yalnızca ihracat artışı değil, Avrupa’nın tedarik sisteminde daha kalıcı ve daha stratejik roller üstlenme fırsatı sunuyor.

Saim Aşçı, bu fırsatın kalıcı kazanıma dönüşmesi için sektörün kendisini yeni dönemin ihtiyaçlarına göre yeniden konumlandırması gerektiğini belirterek, “Türkiye’nin bu yeni dönemde kendisini yalnızca uygun maliyetli üretici olarak anlatması artık yeterli değil. Bizim, yakın coğrafyada konumlanan, kaliteli, güvenilir, sürdürülebilir ve yüksek katma değerli üretim yapabilen bir çözüm ortağı olduğumuzu çok daha güçlü biçimde ortaya koymamız gerekiyor. Artık mesele Avrupa’ya ürün satmak değil, Avrupa’nın tedarik sisteminin ayrılmaz bir parçası olabilmek” sözleriyle ifade etti.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.